Anasayfa Makale Zorunlu arabulucuk yasası meclisten geçti

Zorunlu arabulucuk yasası meclisten geçti

Perşembe, 19 Ekim 2017 11:15
Yazdır PDF

meclisten gecti isciye isverenle zorunlu arabuluculuk geliyorMart 2017 tarihinde tasarı halinde olan “İş Mahkemeleri Kanunu Tasarısı” adıyla anılan “Zorunlu arabuluculuk” yani “arayı bul” hak gaspı tasarısı, TBMM’de 12 Ekim’de kabul edildi.

Yasa işçi ve patronlar arasındaki “anlaşmazlıklarda” mahkemeden önce işçiyi zorunlu olarak arabulucuya yönlendirecek. Bu yeni  “kanun”la işçiler arabulucuya gitmeden açılacak dava başvuruları reddedilecek.

İşçilerin yıllardır grev, direniş ve sendikal çalışma ile kazandığı haklarını geri almaya, en iyi ihtimalle törpülemeye dönük bu yasa ülkenin ekonomik, politik ve yönetim krizi içinde “küçük” bir ayrıntı olarak yer aldı.

Ülkenin savaş vb. kaotik atmosferi ve muhalif kesimin gözaltı, tutuklama ve baskı ile susturulmaya çalışıldığı bir ortamda işçileri patronlarla uzlaşmaya mecbur bırakan yasa adeta ”sessizce” meclisten geçirildi. Oysa ayrıntıları incelendiğinde işçi ve emekçiler için kazanımlarına dönük önemli hak gaspları içeren yasanın 14 milyon işçiyi ilgilendirdiği görülüyor.

Bilindiği gibi, mevcut halde ilk mahkeme kararı Yargıtay’a götürülebiliyor, temyiz yoluna gidilebiliyordu. Bu değişiklikle birlikte, ilk mahkemenin kararı yani iş sözleşmesinin tesisi söz konusu olduğunda ilk mahkemenin kararı istinaf yoluyla bölge adliye mahkemesine götürülecek ve buradan verilecek karar da kesin karar olacak.

8’inci ve 31’inci maddelerde işe iade konusunda disiplin cezalarında ve işyeri temsilcilerinin iş güvenliğiyle ilgili konularda ilk mahkeme kararlarının Yargıtay’a taşınması temyiz yolunu kapatılmış olacak, istinaf yoluyla bölge adliye mahkemesi kesin kararı verecek. Yine zaman aşımı hükmü devreye girecek. Mevcut durumda işçinin kıdem tazminatı için dava açma süresi 10 yıl iken tasarı ile bu süre iki yıla düşürüldü. Bu iki yıllık süre sadece kıdem tazminatı için değil ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti için de geçerli.

Devlet işçilerin mücadelesi sonucu elde ettiği ve yasalarda da yeri olan hukuk mücadelesini yine “hukuk” eliyle gasp etmiş oluyor. Zaten ağır aksak bile ilerlemeyen hukuk sürecinde işçinin veremediği hukuksal bir mücadele daha fazla işlevsizleştiriliyor ve işçilerin mahkeme yoluyla verdiği hukuksal mücadelesinin önü “gidin önce arabulucu kapısında sürünün, sonra dava açarsın” denilerek kesiliyor. Bu şekilde mahkemenin iş yükünün hafifleyeceği ise bahane olarak sırıtıyor.

Yasanın kendisi işçilerin haklarını almaya dönük olduğu gibi “arabulucu” kavramı da başlı başına sorunlu bir adlandırma. Patronla işçi arasındaki arabuluculukta taraflardan biri gücünü üretimden alırken işine haksız şekilde son verilmiş olarak masaya zorunlu otururken diğer taraftan patron olan “işveren” masada güçlü konumunda. Yani eşit koşullar ve durumda olmayan iki kişi arasında nasıl bir arabuluculuktan bahsedilebilir.

İşçiye “uzatma gel anlaşalım,

şu kadara razı gel” deniliyor

Hakkının arayan işçiye, “Bak, eğer yargıya başvurursan bu iş uzun sürer. Tamam, senin tazminatın şu kadardır, hakkın bu kadardır. İyi, güzel, üstelik bunlar kanunda zaten güvence altına alınmıştır ama gel vazgeç mahkemeye gitmekten, burada uzlaş, hakkından bir parça feragat et” denilecektir arabulucu ile. Oysa işçi zaten patronun kendisine hakkını vermediği için mahkemeye başvuru yapar, diğer taraftan zorunlu arabulucu işçinin hakkını vermek ya da “adaletli” bir durumu oluşturma niyeti ile değil “uzlaşı” için oturur o masaya(!)

İşçiye “arayı bul” deniliyor

Diğer taraftan şunu da hesaba katmak gerekir; bu ülkede artık her şey yasaların dışında ilerliyor malum. Bu durumda patronların arabulucularla “hukuk dışı” bir anlaşma içerisine girip –ya da arabulucular üzerinde baskı kurup- meseleyi kendi lehine yöneltmesi hiç de zor değil. Bu değerlendirme de olanın yine işçiye olacağını gösteriyor.

Özetle, zorunlu arabuluculuğun iki temel işlevi olacak. Birincisi, işçileri hakkından azına razı etme; ikincisi bu başarılamadığında ise hak arama, dava açma süreçlerinin önüne yeni bir engel çıkarma, arabuluculuk ücretini de ödemek zorunda bırakılan işçi için ek bir yük getirme. Her iki durumda da kazanan patronlar, kaybeden işçiler olacak.